AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:51 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:51 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:50 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:46 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:46 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:33 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:33 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:33 am
»
Paz Mayıs 23, 2010 11:32 am

Paylaş|

Starcraft II: Wings of Liberty [Demo İnceleme]

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
~> ananas123 <~
Üye
Üye
avatar
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 45
Tecrübe Tecrübe : 135
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 23/05/10
Kullanıcı profilini gör
MesajKonu: Starcraft II: Wings of Liberty [Demo İnceleme] Paz Mayıs 23, 2010 11:18 am

Bundan tam 12 yıl önce... Evet, “mazi” denebilecek kadar eski bir
tarihte başladı Starcraft çılgınlığı. Öyle ki şu anda Kore’de hala
deliler gibi Starcraft oynayan önemli bir kitle var. Ben maalesef şu ana
kadar hiçbir gerçek zamanlı strateji (RTS) oyununda tam tabiriyle bir
“hardcore” oyuncu olamadım. Bunun sebebini de ruhumdaki strateji
eksikliğine veriyorum. Lakin Starcraft’ın bir RTS fanatiği için ne
anlama geldiğinin farkındayım. Zaten konunun alt başlığında Blizzard
diye bir isim yatıyor ve bu isimden sonra söylenecek pek bir şey
kalmıyor. İlla ki bir şeyler söylemek gerekiyorsa, “2010 yılında
piyasada olacağı artık kesinleşen Starcraft II: Wings of Liberty,
fanatik tayfası için kapılarını araladı ve beta sürümüyle oyun
piyasasını kalbinden vurdu!” diyelim ve ortamı biraz ısıtalım.
Evet, Starcraft II’nin beta süreci başladı ve olağanca hızıyla devam
ediyor ama maalesef bu lezzetin tadına herkes bakamıyor. Beta şanslıları
bu sürecin tadını çıkarırken, dışarıda bekleyen meraklılar da
izlenimlerle yetinmek zorunda kalıyorlar. Neyse ki Starcraft II kesin
olarak bu sene piyasada olacak. Oyunun beta süreci de belli bir kesimi
memnun etmek için değil, oyunun kalitesini daha da artırmak için
piyasada. Bu yüzden ne bu sürece katılanların böbürlenmelerine gerek
var, ne de katılamayanların üzülmelerine... İçimiz rahatladı mı? Huzura
kavuştuk mu? O halde bu süreçten edindiğimiz izlenimleri bir de bizden
dinleyin. Bakalım Starcraft II evreninde neler oluyor, neler bitiyor...


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Vuslata
beş kala...


Hepinizin de bildiği üzere Starcraft II’de üç ayrı taraf bulunuyor:
Dünyadan sürgün edilen Terran, insanoğluna uzayda yalnız olmadığını
çirkin bir görünümle anlatmaya çalışan Zerg ve teknoloji manyakları için
Protoss... Hatırlarsanız ilk Starcraft’ta bu üç taraf tamamıyla
birbirinden bağımsızdı. Başka bir deyişle, bir tarafa ait olan bir
üniteyi veya başka herhangi bir şeyi diğer tarafta göremiyordunuz. Bu da
hem Terran, hem Zerg, hem de Protoss için ayrı ayrı tecrübe gerektiren
bir durum olarak çıkıyordu ortaya. Starcraft II’de de bu durum
değişmeyecek gibi görünüyor. Şu ana dek oynadığım kadarıyla birbiriyle
uzaktan yakından alakası olmayan üç ayrı taraf gördüm. Her tarafın
kendine has üstün ve zayıf noktaları bulunuyor ve bu noktaları keşfetmek
gerçekten yoğun bir tecrübe gerektiriyor. Olayın kabasını bu şekilde
aldıktan sonra dilerseniz şimdi de Terran, Zerg ve Protoss taraflarını
ayrı ayrı ele alalım.

Az önce de bahsettiğim gibi ben bir RTS manyağı değilim ama Starcraft
II’nin Terran tarafının klasik RTS anlayışına en uygun taraf olduğunu
fark etmem hiç de zor olmadı. Durumun böyle olmasındaki en büyük pay da
Terran’ın insanlardan oluşuyor olmasıdır herhalde. Terran’la nizami bir
şekilde üslerinizi oluşturuyor, birliklerinizi üretiyor, duruma ve
tercihe göre taktiklerinizi belirliyorsunuz. Merkez üssünüz olan Command
Center ve etrafındaki birkaç SVC ile oyuna başlıyorsunuz. İlk işiniz
SVC’lerinizle mineral ve Vespene Gas toplamak. Topladığınız bu
materyallerle Engineering Bay gibi atak ve defansa yönelik güçlerinizi
geliştirebileceğiniz üsler kurabiliyorsunuz. Bir Barrack kurduğunuzda
ise emrinize üniteleriniz dökülmeye başlıyor. Marine, Marauder, Reaper
ve Ghost gibi temel ünitelerden sonra, daha üstün nitelikli ünitelere
doğru liste kabardıkça kabarıyor. Kara ünitelerinin yanı sıra yine çok
fonksiyonlu hava üniteleriniz de mevcut.

Terran tarafını bir kenara bırakıp Protoss tarafına geçtiğimizdeyse olay
tamamen boyut değiştiriyor. Protoss, Terran’a nazaran oldukça farklı
bir yapıya sahip. “Nexus” adındaki merkez üssünüzün etrafındaki
probe’larla ilk nefesinizi alıyorsunuz. Yine mineral ve Vespene Gas
toplayarak hakimiyet alanınızı genişletmeye çalışıyorsunuz ama bir
noktadan sonra fark ortaya çıkmaya başlıyor. Mesela Forge, Cannon ve
Cybernetics Core gibi önemli üsleri, Pylon adlı yapıların etrafına inşa
etmek zorundasınız. Gateway, ünitelerinizin üretiminden sorumlu ama bu
üssü kullanarak ünitelerinizi haritanın diğer bir ucuna
ışınlayabiliyorsunuz. Tabii ki ünitelerinizi ışınladığınız yerde yine
bir Pylon olmak zorunda. Protoss ırkı; Zealot, Sentry, Stalker, High
Templar ve Dark Templar gibi ilginç karakterli ünitelere sahip. Bu
ünitelerin yanında Observer, Phoenix ve Void Ray gibi farklı amaçlara
hizmet eden hava üniteleriniz de bulunuyor.

Ve geldik Zerg ırkına... Terran’la oyuna ısınmış, Protoss’la da kısa bir
bocalama süreci yaşamış biri olarak Zerg tecrübesi, benim için tam bir
abandone süreci oldu. Olayın mantığını kavrayana kadar canım çıktı ama
sonunda işi kotarmayı başardım. (İnsan strateji özürlü olmaya görsün...)
Bu böcek ırkının temel mantığı üremek, daha doğrusu “mutasyon” üzerine
kurulu. İlk etapta bir Hatchery ve birkaç Drone’a sahip oluyorsunuz.
Hatchery, sizin için sürekli Larva üretiyor ve bu Larva’lar, az önce
bahsettiğim üretimin temelini oluşturuyor. Larva’ları Drone, Overlord,
Zerling, Roach, Hydralisk, Infestor ve Mutalisk gibi ünitelere
dönüştürüyorsunuz. Drone’larıysa Roach Warren, Spawning Pool ve Spire
gibi üretim merkezlerine çeviriyorsunuz. Hatchery’i Hive haline
getirdiğiniz zaman Overlord’lar Creep sıvısını bulunduklara yere boca
ediyorlar ve bu sıvının üzerinde üniteleriniz normalden daha hızlı
ilerleyebiliyor. Anlayacağınız, kesinlikle tecrübe edilmesi gereken ve
hakim olunduğunda fena halde tehlikeli olabilecek bir ırk Zerg.


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Starcraft II’nin betasına ait bir başka ilginç olay da “Replay”
başlığını taşıyor. Bu özellik sayesinde yaptığınız bir maçı başından
sonuna kadar izleyebiliyorsunuz. (Tıpkı yarış oyunlarında olduğu
gibi...) Böylece yaptığınız hataları veya uyguladığınız taktikleri maçın
sonunda gözden geçirebiliyorsunuz. Bu özelliğin özellikle “hardcore”
oyuncuların çok işine yarayacağını düşünüyorum; hatta direkt ego tatmini
için bile kullanılabilir bu özellik. Düşünün ki sıkı bir maçtan kan ter
içinde çıktınız, maçı kazanmışsınız ve yüzünüz gülüyor. Eh, geriye
yaslanıp bu zaferi bir bardak kahve eşliğinde izlemek fena olmaz, değil
mi?

Optimizasyonunu sevdiğimin Blizzard’ı...

Oyunun özellikle grafik kalitesi oldukça dikkat çekici ki bu kaliteyi
görebilmek için illa ki beta şanslılarından olmanız gerekmiyor; çünkü
piyasada yeterli sayıda Starcraft II videosu var. Her şey bir yana, bu
görsel kalitenin eski Starcraft’ı hala o zamanki görselliğiyle oynayan
kesime ilaç gibi geleceği kesin. Üstelik Blizzard’ın diğer şaheserlerine
uyguladığı kullanıcı dostu grafik anlayışı da olacak Starcraft II’de.
Yani her zaman olduğu gibi yine Blizzard’a bu konuda güvenebilirsiniz
ama ortalamanın üzerinde bir donanıma sahip PC oyuncuları için daha
kaliteli bir görsellik söz konusu olacaktır. Kısacası, öyle ya da böyle
Starcraft II’ye bu sene kavuşuyoruz ve oyunun kalitesi asıl o zaman
ortaya çıkacak. O yüzden oyunun beta testinde yer alamamış olmanızı dert
etmeyin. İşin sırrı biraz daha sabretmekte yatıyor. Sonuç mu? Sonucu
hepimiz biliyoruz!

Temmuz ayı civarı
piyasada olması beklenen Starcraft II: Wings of Liberty, bir beta
süreciyle dikkatleri üzerinde tutmaya devam ediyor. Ortaya çıkan
sonuçların doğurduğu beklentiler de gün geçtikçe hararet kazanıyor.

Starcraft II: Wings of Liberty [Demo İnceleme]

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: PC Oyun Paylaşım :: Oyun Anlatımları Ve İncelemeleri-